Bazı filmler vardır, izlersiniz ve jenerik aktığında hikâye biter. Bazı filmler ise bitmesine rağmen içinizde yaşamaya devam eder. Yeşil Yol benim için tam olarak böyle bir film oldu.
Filmi izlerken beni en çok etkileyen şey, John Coffey karakteri oldu. İlk başta iri cüssesi ve hapishanede bulunması nedeniyle insanın kafasında farklı bir görüntü oluşuyor. Fakat hikâye ilerledikçe onun aslında ne kadar temiz kalpli, merhametli ve farklı bir insan olduğunu görüyorsunuz. Özellikle sahip olduğu olağanüstü güç, bana mucizenin ne olduğunu yeniden düşündürdü.
Ben bu filmde mucizenin sadece olağanüstü bir olay olmadığını öğrendim. Bazen bir insanın başka bir insanın acısını hissetmesi, ona yardım etmesi veya karşılık beklemeden iyilik yapması da bir mucize olabilir. John Coffey'nin insanlara dokunması ve onların acılarını kendi içinde taşıması beni gerçekten çok etkiledi.
Filmin en zor tarafı ise iyilik ile adalet arasındaki çatışmayı göstermesi. Her şeyin doğru olduğuna inanarak hareket ettiğiniz bir dünyada bile bazen büyük haksızlıklarla karşılaşabiliyorsunuz. John Coffey'nin yaşadıkları, bana insanların yalnızca gördükleriyle karar vermemeleri gerektiğini düşündürdü.
Yeşil Yol'u izledikten sonra aklımda kalan en önemli şey şu oldu: Hayatta bazı insanlar vardır, onların değerini anlamak için çok geç kalırsınız.
Ben filmi çok beğendim. Özellikle son bölümleri beni derinden etkiledi. Mucizenin ne olduğunu gerçekten orada öğrendim. Bence Yeşil Yol yalnızca izlenmesi gereken bir film değil, insanın kendisine bazı sorular sormasını sağlayan özel bir hikâye.